sempati- anaokulları reklam
26 Mayıs 2019 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Seda Fidan > Komiksiniz!
Seda Fidan

Komiksiniz!

08.02.2018 13:57 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Seda Fidan

Yıllardır basın rektöründe yer almam ve özellikle maddi konularla ilgilenmiş olmamdan dolayı Zonguldak ve bölge ekonomisini kıyaslayabiliyorum.

Bölge esnafımız ve iş adamlarımız yaptıkları işlerle ilgili eskiden Yahudi zihniyetini benimser ona göre davranırlardı.

Tabiri caizse kaz gelecek yerden tavuk esirgemezlerdi.

Bir işe adım atar atmaz, işin ne gibi sorumluluk getirdiğini bilir, işini en iyi şekilde icra edebilmek için; “Kurulum, reklam, pazarlama” konularında ne gerekirse yaparlardı.

Özellikle reklama bayılan iş adamlarımız ve esnaflarımız, reklam fiyatlarında pazarlığı sevmez, adam kayırmayı bilmezdi.

Ama günümüze bakıyorum da esnaflar sırf açmış olmak için bir işyeri açmış, ortada iş yok yalandan yere ofis kiralamış, reklam konusuna bile girmeye tenezzül etmez ya da dönüşü olup olmayacağını düşünmeden hemşericilik veya kullanılabilirlik kapasitelerine göre çalışma yapar hale gelmişler.

Özellikle yerel reklam şirketlerine veya basın kuruluşlarına verecekleri reklamlar konusunda hemşericilik oyunlarının içine girmiş, medya patronları veya reklam departmanlarında çalışanların kullanılabilirlik seviyelerine göre reklam verme mantalitesinin içine düşmüşler.

Özellikle “X işyeri sahibi yerli oraya git veya X gazete patronu yabancı buraya gelsin”, “X gazete patronu veya çalışanından istediğimizi alırız, istediğimiz gibi kullanırız” sözlerini çok duyar oldum son dönemde.

Zonguldak’ta bu tür ayrımlar sadece seçimden seçime, bir avuç insan arasında yapılırdı.

Şimdi ise siyasette, ekonomide, basında vs. her yerde bu tür ayrımcılığı benimsemiş insanlar.

Kendinden olmayanlarla çalışmamayı kural edinmişler, kullanılabilir olmadıklarını sezdiklerini ise kapıdan sokmaz hale gelmişler.

Eskiden gazeteciler birilerinden bilgi almaya, birilerine iş gördürmeye meyilliyken, şimdi basıncılardan bilgi almayı şart koşan veya alabileceğine inanan beyinlerle dolmuş çevremiz.

“Gazeteci konuşmaz, konuşturur” mantığı ile değil; “Onun bunun hakkında olur olmaz konuş, kendi kendine gündem oluştur” mantığı var olmuş basın camiasında.

Sadece özel kuruluşlar değil, kamu kurumlarında da yerel yönetimlerde de bu anlayışlar benimsenmiş.

Gazete-Dergi-Tv abonelikleri verilen dilekçelerin onaylanmasına göre değil, dilekçede kimin imzası olduğuna, imzası olanın yerli mi yabancı mı oluşuna, kullanılabilir durumuna göre ödenir hale gelmiş.

Bir başkanın, yöneticilerinin, meclis üyelerinin işine gelmiyorsa, hemşerisi değilse imzası olan veya talepte bulunan, bin bir türlü bahanelerle dilekçe red edilir hale gelmiş.

Bize gelince mümkün olmayanlar, başkasına gelince bir müteahhittin alacağından mahsup edilerek hesaplarına aktarılır hale gelmiş.

Basın mensupları 5-6 köşe yazısı, 3-5 manşet ile işinden özeline yerden yere vurdukları başkan veya müdürü mahsup karşılığında yalar yutar hale gelmişler.

Lafa gelince ekonomi kötü, işler sıfır.

Sadece bize değil, herkese aynı muamele!

Ama işin aslının öyle olmadığını fazla zaman geçmeden öğreniyoruz.

Nasıl ki siz benim kimle ne zaman iyi, kimle ne zaman kötü olduğumu öğreniyorsanız!

Kimsenin işinin ortağı, keyfinin kahyası, uçkurunun bekçisi elbette değilim.

Ancak yalandan yere bahaneler üretirken, yalanlar söylerken suratınızın ne şekle geldiğinin farkında değilsiniz ya işte ona gülüyorum.

Komiksiniz.

 

Etiketler : alternatif köşe
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.